Kayıtlar

Nisan, 2026 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

DEĞERLERİNDEN UZAKLAŞAN TOPLUM AYAKTA KALAMAZ

 ​ Bir toplumu yıkmak için her zaman tanklara, tüfeklere, savaşlara gerek yoktur. Sessizce de yapılabilir bu. Gürültüyle değil, alıştıra alıştıra yapılır. Önce inancını alırlar, sonra hafızanı, en son da utanma duygunu. Geriye ise yürüyen ama nereye gittiğini bilmeyen bir kalabalık kalır. Bugün en büyük tehlike dışarıdan gelen değil, içeride yavaş yavaş eriyen şeylerdir. Aile zayıflıyor, saygı kayboluyor, sadakat küçümseniyor. İnsanlar artık doğru olanı değil, işine geleni savunuyor. Peki bunların yerine ne konuluyor? Geçici hevesler, sahte hayatlar, anlık mutluluklar. Bir toplum değerleriyle ayakta durur. Adalet sadece mahkeme salonlarında değil, insanın vicdanında başlar. Ahlak sadece konuşulmaz, yaşanır. Vatan sadece sınır çizgisi değildir; uğruna susulan, sabredilen, gerektiğinde vazgeçilen bir emanettir. Bugün birçok insan “özgürlük” adı altında köklerinden kopmayı ilerlemek zannediyor. Oysa kökünü kaybeden ağaç büyümez, devrilir. Ne kadar modern olursan ol, ne kadar güçlü gör...

KİMSE SENİ KURTARMAYACAK

​  Bazı geceler vardır, ışıklar kapalıdır ama karanlık odada değil insanın içinde olur. Telefon elinde sessizce yatağa uzanırsın. İnsan bazen derdini anlatacak kelimeyi değil, anlayacak birini arar… Birinin “Ben buradayım” demesini bekler, hiçbir şey yapmasa bile yanında durmasını… Ama gerçekleşmez. Hayat, hiçbir şey olmamış gibi devam eder. İşte o an anlarsın… Kimse seni kurtarmayacak. Bu cümle ilk başta insanın içine çöker. Ağırdır, Soğuktur, İnsanı yalnızlıkla yüzleştirir. Çünkü mesele sadece yalnız kalmak değil, Mesele; aslında hep yalnız olduğunu fark ettiği o andır.   Herkesin bir derdi var. Herkes kendi yükünü taşıyor. Kimsenin omzunda başkasının yüküne yer yok ve bu, insanın canını yakar. İnsanın içinden bir ses çıkar bazen: “Ben bu kadar yükü nasıl tek başıma taşıyorum? neden kimse yok?” Zaman geçtikçe o acının içinden başka bir şey doğar. Yavaş yavaş fark edersin… Aslında bugüne kadar da tek başınaydın. Düştüğünde yine kendin kalktın. Ağladığında kimse görmedi sustun...