Kayıtlar

Mart, 2026 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

ALGILARLA DİJİTAL TUZAK

​  Gerçeklerin değil, algıların konuşulmaya çalışıldığı bir dönemde, bilinçli birey olmanın ve hakikati savunmanın önemi her zamankinden daha büyük.  İçinde bulunduğumuz çağ yıllardır “bilgi çağı” olarak tanımlanıyor. Ancak bugün gelinen noktada çok daha gerçekçi bir tespit yapmak gerekiyor. Bu çağ, aynı zamanda bir algı çağının ta kendisi. Bilginin hızla yayıldığı ve erişimin kolaylaştığı bu dönemde asıl mesele bilgiye ulaşmak değil, hangi bilginin kim tarafından, ne amaçla servis edildiğini anlayabilmektir. Bugün sosyal medya küresel güç odaklarının, çıkar gruplarının ve çeşitli yapıların etkin şekilde kullandığı bir yönlendirme aracına dönüşmüş durumda. Artık hiçbir içerik tamamen tesadüfi değil. Önümüze düşen haberler, videolar, yorumlar ve hatta tepkiler bile belirli algoritmaların süzgecinden geçerek karşımıza geliyor. Bu algoritmalar ise yalnızca kullanıcı davranışlarını değil; aynı zamanda belirli gündemleri, belirli bakış açılarını ve kimi zaman belirli hedefleri öne ...

ORTA DOĞU’DA YENİ GERİLİM: ABD -İSRAİL -İRAN DENKLEMİ

  Orta Doğu bir kez daha büyük bir kırılmanın eşiğinde. Bölgedeki gerilim, özellikle Amerika, İsrail ve İran arasındaki karşılıklı hamlelerle giderek daha tehlikeli bir boyut kazanıyor. Bu tabloyu sadece bir askeri gerilim olarak okumak büyük bir hata olur. Aslında karşımızda çok daha geniş bir jeopolitik mücadele var. Enerji yolları, ticaret koridorları, bölgesel güç dengeleri ve küresel nüfuz mücadelesi bu denklemin arka planını oluşturuyor. Böylesi bir tabloda Türkiye’nin nerede durduğu ve nasıl bir strateji izlemesi gerektiği ise devletimiz için hayati bir mesele. Türkiye Cumhuriyeti, tarih boyunca Orta Doğu’nun en kritik aktörlerinden biri oldu, ancak özellikle son yirmi yılda Ankara’nın izlediği aktif dış politika, Türkiye’yi yalnızca bölgesel bir güç olmaktan çıkarıp küresel denklemlerde dikkate alınması gereken bir güç haline getirdi. Cumhurbaşkanımız Sn. Recep Tayyip ERDOĞAN liderliğinde şekillenen dış politika anlayışı, Türkiye’nin yalnızca gelişmeleri izleyen bir ülke de...

İBB DAVASI

​  Türk siyasetinin son yıllardaki en çok konuşulan dosyalarından biri hiç şüphesiz İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik yürütülen soruşturma ve davalar oldu. Davanın merkezinde eski İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İMAMOĞLU var. İstanbul sadece Türkiye’nin en büyük şehri değil, aynı zamanda ülkenin ekonomik merkezi, kültürel vitrini ve siyasi anlamda en kritik şehiridir. Bu sebeple İstanbul’u yöneten kadrolar hakkında ortaya atılan her iddia, doğal olarak ülke gündeminin merkezine yerleşmektedir. Bugün kamuoyunda iki farklı yaklaşım dikkat çekiyor. Bir kesim bu davayı bence tamamen karışıklık çıkarmak için siyasi bir süreç olarak değerlendiriyor. Bir diğer kesim ise belediyelerin kullandığı kamu kaynaklarının doğal olarak denetlenmesinin demokrasinin gereği olduğunu savunuyor. Aslında meseleye daha geniş bir perspektiften bakmak gerekiyor. Demokrasilerde siyasetçiler yalnızca seçim kazanmakla sorumluluklarını tamamlamış olmazlar. Kamu kaynaklarını nasıl kullandıklar...